Featured

UNSUZ, YAĞSIZ, ŞEKERSİZ BROWNİ

Bu kadar az malzemeli, bu kadar kolay ve bu denli lezzetli bir browni yemediğine eminim! #peppybrowni

Malzemeler:
•3 yumurta
•3 muz
•8 yemek kaşığı hindistan cevizi(baharat olan)
•1 çay kaşığı karbonat
•4 yemek kaşığı ham kakao
•2 yemek kaşığı bal
Yapılışı:
Muzları rendele, yumurtayla güzelce çırp bütünleşsin uyum içinde. Daha sonra diğer malzemeleri ekle ve çırp güzelce. Küçük bir borcama yay ve fırınla 180 derecede 25 dakika pişir. Ahh kahvaltıda, kahvede! Her mutluluk anına şart. Vazgeçilmez..
Denedikten sonra yorumlarını bekliyorum.
Processed with VSCO with a6 preset

Glutensiz, Etsiz Lahana Sarması

Sarmadan eksik kalmak istemeyenlere! Etsiz, yağsız, glutensiz, protein deposu.

Valla bayıla bayıla yedim. Bitmesini hiç istemedim.

Malzemeler:

  • 500 gr beyaz lahana
  • 100 gr yeşil mercimmek
  • 2 orta boy soğan
  • 1 yemek kaşığı ev yapımı domates salçası
  • 1 tatlı kaşığı ev yapımı biber salçası
  • Tuz, karabiber, pul biber

Yapılışı:

Öncelikle mercimeğe üzerini geçecek kadar miktarda su ekle ve mercimekleri pişir. Çok fazla pişmemesi önemli. Sarmalar pişerken dağılmaması gerek.

Lahanaları güzelce yıka, bir tencerenin içine biraz su koy, lahanaları buharda pişirmek için su koyduğun tencerenin üzerine kevgiri koy ve yıkayıp yaprak yaprak ayırdığın lahanaları kevgirin içine koy. Lahanalar yumuşayınca lahanaları kevgirden al(çok yumuşamamasına dikkat et. Sarmalar pişerken lahanalar dağılmamalı).

Bir yandan da soğanları minik minik doğra. Biraz suyla birlikte başka bir tencerede, orta ateşte soğanları öldür. Diriliği giden soğanların içine hafif pişirdiğin mercimekleri ekle, güzelce harmanla. Daha sonra salçaları ve baharatları ekle.

Hazırladığın karışım ılıyınca buharda haşladığın lahanalarla birleşmeye hazır! Parmaklarına kuvvet.

Sarmaları orta ateşte pişir.

Yanına da biraz ev yapımı yoğurt. Al sana mide şenlendirmece.

dolma.jpg

LAVANTA KÜRÜ(CİLT BAKIMI)

Detoksları yapıp midemizi rahatlattık! Sıra cildimizde sanki.

Eğer detoks yapmadıysan hemen ödem atıcı detoksa başlayabilirsin: Ödem Atıcı Detoks

Lavanta yağının cilt lekelerine iyi geldiğini bir sürü makaleden okumuştum. Yağ sürmekten ziyade içten cildi temizleme, arındırma fikri nedense daha çok içimi kıpırdatıyor sanki. O nedenle bir araştırmalara giriştim yaklaşık bir ay önce.

Kürü yapmak çok basit, ama süreklilik ve bazı noktalarda incelik istiyor sadece.

Kürün genç yaştaki ciltlere daha kısa sürede etki ettiğini öğrendim. Ama ortalama 15 gün düzenli uygulamada herkeste etkisi ortaya çıkıyor.

Malzemeler(15 Günlük):

  • 80 gr Lavanta Kurusu
  • Su

Bir tutam yani 4-5 gram lavantayı, bir buçuk su bardağı kadar (300 ml) kaynayan suyun içinde 15 dakika demle(demleme süresince suyun sıcaklığı kaynama derecesinde olmalı. Bu nedenle ocağı en kısıkta tutup, kaynayan suyun sıcaklığını korumasına özen göstermelisin!). Demleme için orta boy cezve kullanabilirsin. Aman deyim! 15 dakikadan daha fazla demleme. Demleme esnasında ocağın altını çok kısık tutarak suyun sıcaklığını kaynama nokasında sabit tutmalısın. Çok usulca kaynamalıdır, fokur fokur kaynatmamalısın.

15 dakikadan sonra hemen, yani ılımasını beklemeden süzülmesi gerekiyor. Süzdükten sonra içmek için lavanta kürünün ılımasını bekle.

15 gün boyunca aksatmadan her gün, akşam yemeğinden en az iki saat sonra lavanta küründen bir çay bardağı dolusu içmen gerek.

Lavanta kürünü her içileceği zaman taze olarak hazırlanmalısın. Kolaylık olur diye önceden yapıp buzdolabında saklamayasın. Üşengeçliğe yer yok!  Dünden kalan lavanta suyunu kullanamazsın.

Kürün içine kesinlikle şeker veya benzeri hiç bir katkı ilave etme. Sade içmen gerek.

İlk başlangıçta kür 15 gün uygula. Onbeş günlük ilk kürün bitiminden sonra haftada 3-4 defa, akşam yemeklerinden en az iki saat sonra bir çay bardağı lavanta kürü içmeye devam edebilirsin.

Cildindeki değişikliğin farkına vardığında, lekelerin, sivilcelerin gözle görülür şekilde azaldığında kürü bitirebilirsin.

Araştırmalarıma göre senede iki defa uygulanması karaciğer fonksiyonları için de oldukça faydalı.

Ben çok sevdim! Sonucu heyecanla bekliyorum.

Dipnot: Herhangi bir rahatsızlığın, hamilelik durumun varsa doktoruna danışmadan yapmamanı öneririm. Nacizane kendim için araştırdıklarımı buraya yazıyorum. Aklında olsun istedim.

Sevgiler,

lavanta-kuru (1)

ÇOCUKLARA PANKEK

Hem glutensiz, hem şekersiz, hem de yağsız! Ve de vitamin deposu.

Bi dene. Lezzetini sonra konuşalım.

Malzemeler:
• 1 çay bardağı keçiboynuzu unu
• ⅔ çay bardağı su
• 1 çay kaşığı karbonat
• 1 yumurta
Süslemek için:
• Kuru incir
• 1 yk bal
Yapılışı:
Pankek malzemelerin tümünü güzelce karıştırıyoruz. Kıvamı krep kıvamı zaten klasik! Ne çok sulu ne de çok katı olcak. Akışkan kıvamda. Daha sonra yapışmayan tavada göz göz olunca pıtı pıtı çevirerek pişiriyoruz. Sonra bal ve kuru incir kullanarak süsledim. Ardındaki süre zaten 2 dk malum..
Afiyetler olsun!
(Fotoğraf iki porsiyonluktur)

NEDİR BU IKIGAI?

IKIGAI: En kısa haliyle varoluş sebebi.

Dünyaya gelmiş her canlının özünü bulma şekli diyebiliriz aslında. Uğraş, misyon, tutku, zevk, meslek her şeyin kesişiminde hayattan zevk alma şekli, varoluş amacına kavuşmak.

Günümüzde herkesin gün sonundaki tek gayesi mutluluk aslında. Herkes, her an, bir yerlerde, bir şeylerde mutluluğu arıyor. Oysa en büyük hata burada başlıyor. Mutluluk ne birilerinde, ne bir yerlerde ne de bir şeylerde. Mutluluk sende! En derininde!

Eğer sen de hayatı kovalamaktan uzaklaşıp, kendine yönelip, IKIGAI’ni bulmak için çabalarsan o gerçek mutluluğa kavuşmana hiçbir engel kalmayacak. Sevdiğin işte çalışmıyor olabilirsin, sevdiğin insanlarla bir arada olmayabilirsin, sevdiğin bir şehirde yaşamıyor olabilirsin bunlar senin kendini bulmana engel değil! Sen her sabah uyandığında nasıl başlıyorsun gününe? Ne kadar hareket ediyorsun? Kendin için ne yapıyorsun? Bedenin için ne yapıyorsun? Bırak sosyal medyadaki yalandan, süslü püslü hayatları! Seni geliştirmeyen, seni kendine yöneltmeyen şeylerden uzaklaş. Sana faydası olan, sana iyi gelen şeyleri bul. Kendine yönel. En çok nelerden keyif alıyorsun mesela? Bir düşün! Bir düzen oluştur kendine ve rutine koy sevdiğin şeyleri. Emin ol bambaşka birisi olacaksın.

Bedenini önemsersen, hayatının kalitesi fazlasıyla artacak buna emin olabilirsin. Japonlar en uzun ve en kaliteli yaşayan toplumlar olarak göz dolduruyor. Peki nasıl mı? Herkes kendi mutluluğu için, barış içinde yaşıyor, herkes birbirini seviyor, yardımlaşmalar, en küçük güzel gelişmeleri kutlamak, hareket etmek ve de sağlıklı yaşam vazgeçilmezleri. Bir de herkesin en çok yaptığı eylem: “gülümsemek!”. Gülünce güzelleşiyor dünya diyorum. Ne mutlu ki buna inananlar da artıyor günden güne.

Önce aynadakine, sonra herkese; gülümse!

Sağlıklı yaşamsa yaşam anahtarı.

Bir de Japonya’da “Hara Hachi Bu”  diye bir kavram var ki bu çok doğru. Anlamıysa, neredeyse doyduğunu ama biraz daha yiyebileceğini hissettiğinde yemeyi bırak! Halkın büyük kısmı bu kavrama yürekten inanıyormuş. Bizim dinimizde de buna benzer şeyler bulunmakta ama millet olarak yemek için yaşamı benimsediğimizden maalesef fazlasıyla uzak kalıyoruz bu kavrama.

İnsanız, yapımız gereği sürekli oturmaya değil, hareket etmeye meyilli varlıklarız. Hareket etmek içinse kimse spor salonuna gitmek zorunda değil. Japonya’da şirketlerde topluca esneme saatleri bulunmakta, köylerde yaşayanlarsa bahçelerinde uğraşıyor, 80 yaşındakiler bile yürüyor, bisiklet sürüyor..Her yaşın güzelliğinin bilincinde herkes.

Biz de bahaneleri bir kenara atarsak hareketli yaşama geçmek çok kolay. En basitinden, işten eve giderken yürüme mesafesinde in ve eve yürü, izin günlerinin birkaç saatini kendine ayır, altın değerinde o saatler! Her sabah esneyerek başla güne, işe gidiyor olsan da uyku saatlerine dikkat et, biraz erken uyan ve esne! Vücudunu rahatlatırsan, zihnini de rahatlatırsın. İş yerindeki stres koymaz, omzundaki hayatın yükü hafifler en güzelinden!

İnanıyorum ki gün gelecek ve bizim ülkemizde de bu tarz bir yaşam olacak.

Er ya da geç!

Japonların en sevdiğim özelliklerinden birisi de şu oldu; herkes her yaşın kıymetini biliyor. Kimse “benden geçti!, bu yaşta olur mu?” tarzı söylemlerde bulunmuyor. 90. yaş günü olsa bile coşkuyla kutlanıyor, her gün en güzel günmüş gibi, her yaş en güzel yaşmış gibi yaşanıyor. Aşkla, tutkuyla!

Sadede gelecek olursak, hep aynı noktada sonlanıyor hayatın güzel tarafı.

Sende!

Aynadakine her sabah gülmeyi çok görme,

Hatalarıyla, başarılarıyla, tutkularıyla, özünde olduğu gibi sev onu!

Her gün kendine zaman ayır, esne, hareket et.

Yediklerine dikkat et! Çöp gibi değil, hazine gibi bak midene.

En çok yapman gereken şeyse; gülümsemek.

Hoşgörülü ol sonra, yanından geçenlere, marketteki kasiyere, karşına çıkan herkese karşı. Tüm kaba insanlara inat!

En çok sevdiğin şeyleri bul ve büyük tutkularla sarıl onlara.

İlk ve son başrolün bu hayat. Aklından çıkartma bunu.

IKIGAI’ni bir an önce bulman, kendine kavuşman dileklerimle!

Sevgiler, yürekten.

GLUTENSİZ PANKEK

Kahvaltılar hep yumurtayla olacak değil ya! Canın tatlı bir şeyler çektiğinde, 5 dakikada hazırlayabileceğin bir tarif.

Malzemeler:
•2 muz
•1 çay kaşığı karbonat
•1 çay bardağı badem sütü(normal süt de olur)
•2 yemek kaşığı karabuğday unu(tam buğday unu)
Yapılışı:
Muzları ez ez ez! Sütü ekle, güzelce çırp harmanla iyice. Sonra unu ekle yavaş yavaş. Ve kıvamı yakalayınca zamanı geldi. Yapışmayan tavada pişir, göz göz olduktan sonra çevire çevire. Ohh. Doyama emi. Ballı kaymak.

pankek.jpg